Sosyal
Üst

The Purge – Arınma Günü – Film Eleştirisi

James DeMonaco’nun senaristliğini ve yönetmenliğini üstlendiği The Purge, Arınma Günü bu hafta sonu vizyona girecek. Peki izlemeye değer mi?

Takvimler 2020’li yılları gösterirken Amerika Birleşik Devletleri’nde hızla artan nüfusun etkileri görülmeye başlamıştı. Bu büyük nüfus artışının en büyük etkisi ise açlık ve ekonominin çökmesi olmuştu. Bunun üzerine kendilerine Amerika’nın Yeni Kurucuları adını veren birkaç kişinin ortaya attığı fikir, Arınma Günü’nü ortaya çıkarmıştı.

Arınma Günü, 19:00’da başlayarak 12 saat boyunca ülkenin tüm eyaletlerinde suç işlemenin serbest olması anlamına geliyordu. Buna öldürmek de dahildi. Her yıl yalnızca bir kez düzenlenen ve ülke çapında Amerika Birleşik Devletleri’nin yeniden doğduğu gün olarak kabul edilen Arınma Günü sayesinde ülkenin ekonomisi toparlanmış ve açlık ile yoksulluk gibi sorunlar çözülebilir hale gelmişti.

The_Purge_5_4_3_13

Yukarıda bahsetmiş olduğum bu iki paragraf, The Purge’ün ana hikayesini oluşturuyor. Yani Arınma Günü olarak ülkemizde bu haftasonu vizyona girecek olan filmin dayandığı temelleri ortaya koyuyor ve aslına bakarsanız oldukça hoşa gidebilecek bir fikir olduğu kesin. Fakat öyle bir konu ki bu, bir anda elinizde de patlayabilir. Aynen The Purge’de olduğu gibi.

The Purge, 2022 yılında bir Arınma Günü’nün sabahında başlıyor ve mutlu mesut bir hayat yaşayan ailemizin babasıyla açılıyor. Akşam saat 7’de başlayacak olan Arınma Günü öncesinde son hazırlıklarını yapan James Sandin (Ethan Hawke), yaşadığı tüm mahalleye evleri için koruma ve güvenlik sistemleri satmış, bu sayede yat almayı düşünecek kadar çok para kazanmıştır. Hatta evinin yanına ek bir bölüm daha inşa ettirmiş durumdadır. Hal böyle olunca, mahallenin diğer sakinleri biraz kıskançlık duymaya başlamıştır.

Ailenin başına gelebilecekleri filmin giriş sahnesindeki aşırı derecede gözümüze sokulan detaylar yüzünden kolayca tahmin edebiliyoruz fakat The Purge’ün senaristi ve yönetmeni James DeMonaco, filmin içerisine birkaç ‘twist’ yani şaşırtma ekleyerek senaryoyu ilginç bir hale getirmeye çalışmış. Çalışmış diyorum çünkü yaptığı şey sayesinde aslında kimin kime ne yapacağını net bir şekilde anlamamız sağlanmış.

the purge banner

Hazır senaryo konusuna girmişken devam edeyim. Senaryoda o kadar büyük boşluklar ve saçmalıklar var ki, filmi izlerken bunları düşünmekten bir anda izlediğiniz filmden kopuveriyorsunuz. Öncelikle filmi izlemeyenler için bir nevi ‘Spoiler’ olacağını belirtelim ve görmek istemeyenlerin 3 paragraf aşağıdan devam edebileceğini söyleyerek devam edelim.

— Spoiler —

Ethan Hawke’ın canlandırdığı James karakteri Amerika’nın en gelişmiş güvenlik sistemleri satıcısıyken, hazırladığı çelik kapıların bir kamyonet yardımıyla (Monster Truck da diyebiliriz aslında ama yine de saçma) kolayca yerlerinden sökülebilmesi kadar saçma sapan bir işleyiş olamaz. Hatta bunu da geçelim, hadi sökülebiliyor diyelim, filmde ana giriş kapısı haricinde diğer kapılar ve pencerelerdeki koruma sistemlerinin nasıl söküldüğü ile ilgili herhangi bir detaya yer verilmemiş. Fakat ana kapıdaki kamyonet hiç yerinden ayrılmadan sürekli orada durduğundan, diğer çelik kalkanları insanların elleriyle söktüklerini düşünmekten başka çaremiz kalmıyor.

Bunu bir kenara koyacak olursak, gelelim asıl saçmalığa. Yahu madem bu kadar güvenli sistemler geliştiriyorsun, Almanya’da neredeyse her evde bulunan panik odalarından bir tanesini evinin bodrumuna neden inşa ettirmiyorsun?

Senaryoda  ‘Bu mahallede hiç böyle şeyler olmazdı, nezih bir mahalle burası’ diyaloglarıyla bu konuyu geçiştirmeye çalışınca film kendisiyle çatışır bir hale geliyor. The Purge zaten tamamen tesadüfi bir şekilde ölümden kaçan bir evsizin o mahalleye yolunun düşmesi üzerine ağlarını örüyor. Doğal olarak bu adamın bu kadar güvenli sistemler geliştirirken kendi evinde bir panik odası inşa ettirmemesi insanı bayağı düşündürüyor. ‘Yahu film işte, panik odası olsaydı film olamazdı ki’ diyenlere de tek bir sözüm var, senaryoyu bu şekilde yazmayacak ve daha da geliştireceklerdi o zaman.

— Spoiler —

Senaryoyu bir kenara bırakalım. James DeMonaco, senaristlik konusunda sınıfta kalmış olabilir ama yönetmenlik açısından ustaca bir iş çıkardığı ortada. Çekimler, renkler gayet güzel ama ailenin kız çocuğunun neden sürekli okul kıyafeti ile gezdiğini merak ettim açıkcası. Seksi olsun isteniyorsa bir süre giydirip ardından kıyafetini değiştirebileceğini düşünüyorum.

Yani gündüz saatlerinde sevgilisiyle evde vakit geçirirken aynı kıyafeti giyen kızın akşam yemeğinde ailesiyleyken de hala lise üniforması ile gezmesi gerçekten bir hayli ilginç. Buradaki hata aslına bakarsanız Kostüm departmanının olabilir ama son onayı aldıkları yer tabii ki yönetmen James DeMonaco ve bu konuda da sınıfta kaldıkları kesin.

purge

The Purge işleyişiyle de korku ve gerilim klişeleriyle dolu aslında. Arkadan gizlice yaklaşan kamera ve çok yüksek çığlık sesinden tutun da, aniden camlardan fırlayan kafalara kadar bugüne kadar birçok kez gördüğümüz şeylerden farklı bir gerilim unsuru sunmuyor bizlere.

Özellikle kafama takılan bir nokta da, iyilik ile kötülük arasındaki çizgide gidip gelen James ve ailesinin, evlerine aldıkları evsiz karakteri sokağa atmamaya karar vermesi ve ardından bu yüzden öldürülecekken adamı bağlı bir şekilde ortada bırakmaları da çok saçmaydı. Madem evine girmek isteyenlerle savaşacaksın ve o evsizi onlara teslim etmediğin için bu başına geliyor, o zaman bağladığın yerden çözerek sana yardım etmesini istemek olağan harekettir herhalde. Zira eve girenlerin yerde bağlı olan evsizi direkt öldürecekleri tartışılabilecek bir konu dahi değil. O zaman neden teslim etmedin adamı da bunlarla uğraşıyorsun kardeşim demezler mi adama?

Gelelim oyunculuklara. Ethan Hawke’ın donuk yüz halleri (fazla botoks’tan olabilir bilemiyorum) insanı biraz sıksa da Lena Headey ve Adelaide Kane’in oyunculukları gerçekten kalburüstü. Game of Thrones dizisinde Cercei Lannister olarak karşımıza çıkan Lena Headey bu kez ailenin içinde insanlık kalan annesi rolünü üstlenmiş. Bunu da gerçekten güzel kotarmış. Az önce kıyafeti hakkında çok konuştuğum (gerçi fazlasıyla yakışmış kendisine) Adelaide Kane de ailenin liseli depresif ergeni olarak filmi taşıyan isimlerden biri olmayı başarmış. Küçük çocuk Max Burkholder ise insana saç baş yoldurtuyor, gördüğüm her sahnede başka yerlere bakmak istedim cidden. Oyunculuk açısından da bir hayli zayıf kaldığı kesin.

Sonuç olarak her yönüyle zayıf bir gerilim filmi ile daha karşı karşıyayız. The Conjuring gibi yapımlardan sonra bizi herhalde ancak The Conjuring’i de bizlere sunan James Wan’ın Insidious: Chapter Two’su kesebilecek.

Bu haftasonu vizyona girecek olan The Purge, kesinlikle izlenebilecek filmler listesinin son sıralarında yer alıyor. Evde oturup izlerseniz belki pişman olmazsınız ama sinemaya ödeyeceğiniz paranın karşılığını kesinlikle veremeyeceği garanti bir durum.

2-yıldız2

 

  • ömer

    üzerine ekliyim.Film hep “tam herşey bitti derken birisi çıkar” üzerine kurulu.3-4 kez oldu bu.Tam ölecekler biri çıkıyor.Yani artık şu olaydan vazgeçmesi lazım.Ama şunu söyliyim Hikaye çok iyi o hikaye ile efsanevi filmler yapılabilirdi.Filmdeki arbede sahneleride fena değildi.

    Ama izlerken gerçekten kurguda eksiklik olduğunu anlıyor ve bu canınızı sıkıyor.

  • true

    Bizi bu saatten sonra …. keser deyimi,bu kadar uzun bir cümlede kullanılamaz..Çünkü cümlenin anlam bütünlüğünü bozuyor.Sayın editör kurduğunuz o cümleyi bi okuyun bence,kullandığınız deyimin işlevi ancak cümlenin yarısına kadar varlığını sürdürebiliyor .Cümlenin bitiminde tamamen anlamını yitirmiş oluyor.

  • Murat Sağlam

    selamlar,

    eleştirinize tam anlamıyla katılmıyor olsam da yine de düzgün üslubunuz için teşekkür ediyorum. carrie’nin oradaki gereksiz varlığı zaten beni yanıltmış oldu.

    yani carrie bölümünü çıkardığımızda ortada bir sorun kalmıyor. filmden umudum vardı ama gelin görün ki bu umut yok olup gitti filmi izlememle birlikte. haliyle cümleyi kısaltmak makul olacak. böylece sizin bahsettiğiniz uzun cümle de artık ‘o kadar da’ uzun olmayacak.

    saygılar.

  • Pingback: The Purge 2'nin Başrolünü Frank Grillo Kaptı - SüperKarga - SüperKarga()

Daha fazla Film Eleştirisi

  • Terminator Genisys – Film Eleştirisi

    Terminator serisinin beklenen yeni filmi Terminator Genisys vizyona girdi. Film, serinin ilk iki filmindeki havayı günümüze uyarlamayı başarıyor.

    Yusuf Canpolat27 Haziran 2015
  • San Andreas Fayı – Film Eleştirisi

    Kıyamet senaryolarından depremi konu olan San Andreas, görsel bir şölen sunsa da bekleneni karşılayabiliyor mu?

    Korcan Evin11 Haziran 2015
  • Demonic – Şeytani Ruhlar – Film Eleştirisi

    James Wan, Fast&Furious'dan arta kalan zamanlarda korku filmleri yazmaya bayılıyor. Demonic de onlardan sadece biri. Polisiye korkuya hazır olun.

    Valerii Ege Deshevykh13 Mayıs 2015
Superkarga; sinema ve oyun ağırlıklı olmak üzere kültür-sanat alanında haber ve inceleme hazırlayan bir sitedir.

Facebook

2012 - 2015 Süperkarga - Superkarga.com bir SDN yayınıdır.